Bu makalede farklı çevrelerce terör, Kürt ya da Güneydoğu meselesi olarak adlandırılan meselenin çözüm sürecinden bugüne serencamı üzerinde durulmaktadır. Terörsüz Türkiye yolunda PKK’nın tasfiye sürecini doğuran koşullar ulusal, bölgesel ve küresel faktörler üzerinden analiz edilmektedir. Bu süreçte ders alınması gereken uluslararası deneyimlere değinilmektedir. Tasfiye sürecinde toplumsal desteğin önemli olduğu vurgulanmakla birlikte silah bırakma ve tasfiyeye dair adımların atılmasıyla toplumsal desteğin zaten artacağı belirtilmekte, süreçte tasfiyeye yönelik adımların atılmasına öncelik verilmesi gerektiğine işaret edilmektedir. PKK’nın tasfiye sürecinin Türkiye’ye ve bölgemize altın fırsatlar sunacağı üzerinde durulmakta, süreçte karşılaşılabilecek olası risklere dikkat çekilmektedir.
Bu makalede Türkiye’nin yakın dönemde elde ettiği ekonomik gelişme, eğitim düzeyinin yükselmesi ve gittikçe güçlenen küresel bilişim teknolojileri nedeniyle ülke sosyolojisinin çok hızlı ve sürekli olarak değişmekte olduğunun altı çizilmektedir. Bu sosyolojik değişim nedeniyle daha fazla özgürlük ve demokrasi talebinin süreklilik arz edecek şekilde her geçen gün daha yaygın hâle geldiği ifade edilmektedir. Bu çerçevede makale şu tespit ve teklifle son bulmaktadır: Türkiye’nin geldiği noktada daha fazla demokrasi ve özgürlük ihtiyacı sadece Kürt meselesi bağlamında duyulan bir ihtiyaç değildir. Her gün değişen ve gelişen bu yeni sosyolojinin bir gereğidir. Bu nedenle daha fazla demokrasi ve özgürlük taleplerini Kürt meselesi, Alevi meselesi, Sünni meselesi gibi kollektif kimlikler üzerinden değil herkesi, her birimizi ilgilendirecek şekilde genel demokratikleşme, insan hakları ve özgürlükler meselesi olarak görmek ve bu genel bakış çerçevesinde atılacak bu adımları sürekli hâle getirmek gerekir.
Makalenin devamı için PDF’e gözatabilirsiniz.