2025 yazında yeniden alevlenen İran–İsrail gerilimi, Ortadoğu’da yalnızca siyasi dengeleri sarsmakla kalmadı, aynı zamanda ticaret hatları ve tedarik güvenliği sorununu da ciddi şekilde gündeme getirdi. Türkiye kamuoyunun bu krizi ticari hacim, sektörel kırılganlık ve bölgesel ortaklıklar bağlamında nasıl algıladığı gerçekleştirdiğimiz saha araştırmasıyla detaylı biçimde analiz edilmiş, fiili durum olası tehlikeler üzerinden masaya yatırılmıştır.
Elde edilen bulgular, dış ticaretin yalnızca teknik bir konu olmadığını, kamuoyunun jeopolitik gelişmelere karşı refleks geliştirdiği stratejik bir alan hâline geldiğini göstermektedir. Enerji ve gıda gibi temel sektörlerdeki nispi dışa bağımlılık, bu sektörlerin kamuoyunda öncelikli risk alanları olarak belirginleşmesine yol açmış; bölgesel ticaret ortaklarına yönelik toplumsal algıların sosyo–ekonomik ve demografik kırılımlarla farklılaştığı gözlemlenmiştir.
Bu raporda İran–İsrail gerilimi örneği üzerinden Türkiye’nin ticaret kırılganlıkları, toplumsal algı eşikleri ve kamusal farkındalık düzeyleri analiz edilerek ticaretin uluslararası krizler karşısındaki konumuna dair kapsamlı bir bakış sunulmaya çalışılmıştır.
Abone Üye Membership Required
İçeriğin detaylarına yalnızca üyeler erişebilmektedir.