Bu çalışma, kırk gün süren İran Savaşı’nın küresel sistemde yarattığı çatırdamaları, bu kırılmanın Türkiye’nin jeopolitik konumuna etkilerini ve iç siyasal yansımalarını analiz etmektedir. Birinci Trump yönetimi döneminde belirginleşen Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Avrupa gerilimi, meşru bir gerekçeden yoksun yürütülen bu savaşla travmatik bir aşamaya geçti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın müttefiklerini yanına çekme girişimi başta İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin mesafeli tutumuyla karşılaştı. İç kamuoyunda da oy desteğinin erimesi belirgin durumda: Irak Savaşı sırasında %62 olan yönetime verilen toplumsal destek bugün %30 bandının altında seyrediyor. Başkan Trump’a verilen onay ise yalnızca %37 düzeyinde. Gazze soykırımının gölgesinde yürütülen savaş, özellikle gençler ve etnik topluluklar nezdinde geri döndürülemez bir İsrail karşıtlığı doğurmuş; MAGA tabanında dahi yaklaşık %20’lik bir kayba yol açmıştır.
Çalışma, savaşın yapısal sonuçlarını ABD-Avrupa ilişkileri, Körfez-İran denklemi, yeni güvenlik mimarisi, Ukrayna-Rusya Savaşı, Pakistan’ın yükselişi ve enerji jeopolitiği eksenlerinde ele alıyor. Bu yeniden yapılanma sürecinde Türkiye, “savaş dışı kalan ülkelerin güçlendiği” tezini doğrular biçimde belirgin bir yükseliş eğilimi sergiliyor. Yazı, Türkiye’nin diplomatik elini güçlendiren temel etkenin, AK Parti hükûmetleri döneminde ulaşımdan savunma sanayine, enerjiden eğitime uzanan alanlarda kurulan ekosistemler olduğunu öne sürüyor. Türkiye-İngiltere Stratejik Ortaklık Anlaşması, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Türkiye ziyareti, Suudi Arabistan-Avrupa demiryolu projesi, Kalkınma Yolu girişimi ve Körfez-Yumurtalık-Avrupa enerji hattı, bu yapısal dönüşümün somut göstergeleri olarak değerlendiriliyor.
İç siyaset düzleminde GENAR Türkiye Raporu’nun Nisan ayı verileri, AK Parti’nin oy oranını %35’e taşıdığını, CHP’nin ise %30 bandına gerilediğini ortaya koyuyor. “Kriz dönemlerinde ülkeyi kim yönetsin?” sorusunda toplumun %56,8’i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı işaret ediyor. Çalışma, son bölümünde CHP’nin İmamoğlu odaklı stratejisini, üç katmanlı seçmen yapısı ve daralan vizyon ufku üzerinden eleştirel biçimde tartışıyor.
Abone Üye Membership Required
İçeriğin detaylarına yalnızca üyeler erişebilmektedir.