Ülkelerin uluslararası arenada izledikleri siyaset ile yerelde var olan siyasî dinamikleri birbirinden ayırmak genellikle pek mümkün olmaz. Analiz düzeyinde salt siyaset bilimi perspektifiyle meseleleri tahlil etmeye teşebbüs ettiğimizde iç politikayı dış politikadan ayırmak pek makbul bir yöntem olarak görülmez. Bu durumun en önemli nedeni de şüphesiz dış politikanın içeriden, yerel siyasetin ise uluslararası gelişmelerden etkilenmesidir. Çift yönlü gerçekleşen bu etkileşimin inceleme dışında bırakılması, çoğu zaman yapılan analizlerin sıradan ve üstünkörü kalmasıyla sonuçlanır. Tüm bu şerhleri koyduktan sonra olabildiğince dikkatli hareket ederek ve düşünerek ülkelerin siyasî tarihinde kimi zaman iç politikanın kimi zaman da dış politikanın diğerine üstünlük kurabileceğini söylemek gerekir. Ülkelerin siyasî gelişiminde zaman zaman iç politikada yaşanan gelişmeler, dış politikadaki karar alma süreçlerini önemli oranda etkileyebilir. Başka bir zamanda ise uluslararası arenada gerçekleşen kritik siyasî gelişmeler iç politikayı gölgede bırakabilir. İç politikada gerçekleşen sert siyasî rekabetler, aşırı kutuplaşma ya da darbe teşebbüsleri gibi olaylar, dış politikayı ve bu alanda alınacak kararları ikinci plana itebilir. Diğer taraftan dünya çapında yaşanan ekonomik krizler ya da bölgesel, hatta küresel savaşlar söz konusu olduğunda iç politika doğal olarak geri plana itilir ve tüm dünyanın olduğu gibi ilgili ülkenin de odağı uluslararası gelişmelere yönelir. İç politika da bu gelişmelere uygun bir şekle bürünür.
Diğer taraftan 2012 yılına geldiğimizde Türkiye, Fethullaçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) siyasî hamleleriyle çalkalanmaya başlar. 7 Şubat Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) Kumpası ile başlayan, Gezi Olayları ile devam eden, 17–25 Aralık operasyonları ile iyiden iyiye açığa çıkan ve son olarak 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsüyle en şiddetli safhasına ulaşan bu süreçte Türkiye, dış politikasını büyük oranda içeride gerçekleşen bu olaylar silsilesine göre şekillendirmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu dönemde Türkiye, dış politikada attığı adımları FETÖ’yü destekleyen, yönlendiren ve millî iradeye karşı pozisyon alan dış aktörler ile Türkiye’de seçilmiş meşru hükûmetin yanında yer alan müttefikler arasında bir ayrıma giderek şekillendirmiştir.
Abone Üye Membership Required
İçeriğin detaylarına yalnızca üyeler erişebilmektedir.