GENAR’ın Eylül 2025 dış politika araştırması, Türkiye kamuoyunun uluslararası gündemi nasıl anlamlandırdığını ve bu süreci kimliksel, güvenlik odaklı ve normatif eksenler üzerinden nasıl değerlendirdiğini ortaya koymaktadır. 5 Ağustos–9 Eylül dönemini kapsayan saha verileri, kamuoyunun dış politikada “Bağımsız/ merkezî güç” vurgusunu temel eksen olarak koruduğunu, ancak güvenlik tansiyonunun düşmesiyle birlikte Türk ve İslam dünyası yönelimlerinin yeniden güç kazandığını göstermektedir. Temmuz ve Ağustos aylarında İran–İsrail Savaşı ve Gazze saldırıları bağımsızlık arayışını ön plana çıkarmış, Eylül ayında ise normatif ve kimliksel refleksler parti tabanları arasında belirgin biçimde öne çıkmıştır. Özellikle AK Parti seçmeninde İslam dünyası tercihi, CHP ve DEM Parti tabanında kimliksel yakınlıklar, MHP’de ise “bağımsızlık” omurgası öne çıkmaktadır. Bu tablo, dış politika tercihlerinin güvenlik krizleri ve liderlik söylemleriyle esnek biçimde şekillendiğini göstermektedir.
Araştırmanın bulguları, Alaska’da gerçekleşen Trump–Putin zirvesi bağlamında Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel etkinliğine dair kuşkuların arttığını, Rusya–Ukrayna Savaşı’na dair kalıcı çözüm ihtimaline şüpheyle yaklaşıldığını da ortaya koymaktadır. Kamuoyu, uluslararası sivil girişimlerin (Sumud filosu, protestolar, sanatsal eylemler) İsrail saldırılarını durdurma kapasitesi konusunda da bölünmüş bir görünüm sergilemektedir. Buna rağmen Türkiye’nin çok taraflı diplomatik girişimleri—Şanghay İş birliği Örgütü, İslam İş birliği Teşkilatı–Arap Ligi, Birleşmiş Milletler temasları—stratejik özerklik hedefinin somut adımlarla desteklendiğini göstermektedir. Sonuç olarak Eylül 2025 verileri, Türkiye kamuoyunun dış politikayı çok katmanlı bir çerçevede anlamlandırdığını; kimlik, güvenlik ve değerler arasında esnek bir denge kurarak devletin bağımsız caydırıcılığını ve diplomatik çeşitlendirmesini desteklediğini göstermektedir.
Abone Üye Membership Required
İçeriğin detaylarına yalnızca üyeler erişebilmektedir.