Ankara NATO Zirvesi: Liderler, Stratejik Çıkarlar ve Yeni Güvenlik Mimarîsi

Bu yazı, NATO’nun Ankara Zirvesi’ni hem İttifakın geçirdiği dönüşüm hem de Türk–Amerikan ilişkilerinin seyri açısından değerlendiriyor. Zirvenin ana gündemi olan %5’lik savunma harcaması hedefi, NATO’nun Soğuk Savaş sonrası dönemi bütünüyle geride bırakarak yeni bir güvenlik mimarîsi kurma çabasının işareti olarak okunuyor. Bu dönüşümün Ankara’da tartışılması ise Türkiye’nin jeostratejik konumuna ve yükselen savunma sanayii ile İttifak içindeki artan ağırlığına bağlanıyor.

Yazı, son on yılda S–400, F–35, CAATSA ve Gazze gibi başlıklarla sarsılan Türk–Amerikan ilişkilerinde liderler arası kişisel diplomasinin görünür bir rol üstlendiğini vurguluyor. T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden aynı masada buluşması bunun somut örneği olarak ele alınıyor. Kişisel diplomasinin asıl sınavının savunma alanında, özellikle KAAN için gerekli addedilen GE F110 motorları ve F–35 dosyasında verileceği belirtiliyor. Temel olarak bu kararların yalnızca Beyaz Saray’ın değil, Kongre’nin ve bölgesel dengelerin de etkisinde olduğu; dolayısıyla liderler arası yakınlığın kalıcı stratejik kazanımlara dönüşüp dönüşmeyeceğinin çeşitli unsurlara bağlı olacağı savunuluyor. Yazı, asıl meselenin NATO’nun Türkiye’yi yalnızca kriz anlarında ihtiyaç duyulan bir güç olarak mı, yoksa yeni güvenlik mimarîsinin kurucu ortağı olarak mı göreceği olduğunu ortaya koyuyor.

Makalenin devamı için PDF’e gözatabilirsiniz.

Perspektif – Haziran 2026

Görüşlerinizi Önemsiyoruz

Sizlere daha iyi hizmet verebilmek için fikir ve önerilerinizi paylaşabilirsiniz.

Paylaş

error: İçeriklerin izinsiz olarak kopyalanması engellendi.