Bu metin, Gazze’de yaşananları kavramsal ve tarihsel bir çerçevede ele alarak modern dünyanın siyasal, etik ve epistemolojik sınırlarını sorgulamaktadır. Kavramların düşünceyi hem mümkün kılan hem de sınırlayan yapısına dikkat çekilmekte; Gazze’ye ilişkin kavramsallaştırmaların yalnızca betimleyici değil, aynı zamanda günümüz dünya düzenine yönelik konum alışlarımızı biçimlendiren unsurlar olduğu ileri sürülmektedir.
Metin, uluslararası hukuktaki tanımıyla soykırım kavramının Gazze’deki süreçle örtüştüğünü savunmakta ve bu süreci, dini metinlerin tarihsel ve ideolojik sapmalarla birleşmiş bir yorumunun sonucu olarak konumlandırmaktadır. Gazze saldırıları, Harari’nin “küresel imparatorluk” ve Homo Sapiens’in işlevsizleşmesi yönündeki öngörüleriyle ilişkilendirilerek, yaşananların insan türünün geleceğine dair daha geniş bir tehdidin işaretleri olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca Gazze’deki yıkımın küresel ölçekte yeni bir ahlâkî duyarlılık ve toplumsal hareketlilik oluşturduğu vurgulanmaktadır. Son olarak, metin Batı ile kurulan tarihsel ilişkinin paradoksal niteliğini tartışarak, bu ilişkinin modern siyasal gerçeklik üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekmektedir.
Makalenin devamı için PDF’e gözatabilirsiniz.