GENAR’ın Ekim 2025 araştırması, Türkiye kamuoyunun enerji ticaretinde yaşanan yön değişimlerine karşı yüksek farkındalık fakat temkinli bir tutum sergilediğini ortaya koymaktadır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile yapılan uzun vadeli sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) anlaşmaları, bir yandan enerji arz güvenliğini çeşitlendiren bir hamle olarak görülürken, toplumun diğer önemli bir bölümü tarafından uzak, maliyetli ve politik baskı içeren bir adım olarak değerlendiriliyor.
Araştırma bulgularına göre katılımcıların çoğunluğu, ABD ile yapılan LNG anlaşmalarının Türkiye’nin enerji bağımlılığını azaltmayacağını düşünüyor. “Enerji güvenliği güçleniyor mu?” sorusuna verilen yanıtlar, büyük ölçüde “Değişiklik yaratmayacak” ile “Fikrim yok” cevapları arasında dağılıyor. Bu dağılım, kamuoyunun henüz konuya dair teknik bilgi zemini oluşturamadığını gösteriyor.
Araştırma sonuçlarının teknik açıdan değerlendirilebilmesi amacıyla raporda Türkiye’nin 2024–2025 dönemine ilişkin doğal gaz ithalat verileri detaylıca işlenmiştir. Bu verilere göre Rusya, %37– 42 ile birinci sıradayken Azerbaycan’ın payı %21–32 civarında seyrediyor. ABD ve Cezayir’den gelen LNG akışları ise toplam akışın yaklaşık %15’ini oluşturuyor. Bu tablo, Türkiye’nin kısa vadede boru hattı gazına dayalı omurgasını koruduğunu, ancak orta vadede esnek LNG tedarikiyle dengeyi kurumsallaştırmaya çalıştığını gösteriyor.
Genel olarak Türkiye kamuoyu, enerji alanındaki bu yeni yönelimleri fırsat ve risk dengesinin iç içe geçtiği bir alan olarak değerlendiriyor. ABD ile yapılan anlaşmalar, stratejik çeşitlilik sağlasa da toplumun zihninde henüz güvenli bir alternatif imaj oluşturmuş değil. Bu da Türkiye’nin enerji denkleminde “denge” kavramının hem devlet politikasında hem de kamuoyu algısında merkezî bir yer tuttuğunu ortaya koyuyor.
Abone Üye Membership Required
İçeriğin detaylarına yalnızca üyeler erişebilmektedir.