Rezervden Yüksek Katma Değere: Türkiye’nin Bor Ticareti ve Sanayi Dönüşümü

Türkiye, dünya bor rezervlerinin yaklaşık %73’üne sahiptir; fakat günümüzde temel mesele rezerv büyüklüğünden çok bu rezervin ekonomik değere dönüştürülebilmesidir. Nitekim ülkenin küresel üretimdeki payı %45 dolayındadır ve bu iki oran arasındaki açıklık tartışmanın çerçevesini de belirler. Son on yılda Türkiye, ham cevher ihracatından büyük ölçüde rafine bor ürünlerine geçmiş; son dönemde ise bor karbür, ferrobor, bor nitrür ve lityum gibi yüksek katma değerli ürünlere yönelik yatırımlara hız vermiştir. Eti Maden’in toplam bor ürünü satışı, 2016’da 1,78 milyon ton ve 711 milyon dolar iken 2024’te 2,5 milyon tona ve 1 milyar 322 milyon dolara ulaşmıştır; gelirin miktardan daha hızlı artması, ürün bileşiminin belirleyiciliğini gösterir. Bu rapor, Türkiye’nin bor ticaretindeki dönüşümü ve katma değerli üretim stratejisini incelerken GENAR Araştırmasıyla kamuoyunun bu sürece bakışını değerlendiriyor. Bulgular, toplumun borun ham madde olarak ihraç edilmesinden çok savunma sanayii, yerli üretim ve ileri teknoloji alanlarında değerlendirilmesini desteklediğini gösteriyor. Katılımcıların yalnızca %4,9’u ham veya rafine ürün ihracatını öncelikli görürken %73,9’u stratejik madenlerin katma değerli ürünlere dönüştürülerek ihraç edilmesi gerektiğini belirtiyor. Küresel çerçeve de aynı yöne işaret ediyor. Avrupa Birliği 2024’te yürürlüğe giren Kritik Ham Maddeler Yasası’nda boru hem kritik hem stratejik ham madde olarak listelemiş, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise Kasım 2025’te boru kritik mineraller listesine eklemiştir. Bu düzenlemeler, Türkiye’nin pazar gücünü teyit ederken ithalatçı ülkelerin alternatif tedarik arayışını da teşvik ediyor. ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki yeni bor projeleri bu eğilimin somut bir örneği. Raporda ayrıca hukuki çerçeveye dikkat çekiliyor: 2840 sayılı Kanun uyarınca bor tuzlarının aranması ve işletilmesi devlet eliyle yapılır; buna karşılık uç ürün ve nihai teknoloji bileşenleri bu tekelin kapsamı dışındadır. Sonuç olarak Türkiye’nin yeni bor politikası ile kamuoyu beklentileri büyük ölçüde örtüşüyor. Asıl eşik ise rafine kimyasallardan ileri malzemelere ve nihai teknoloji ürünlerine geçişi sağlayacak sanayi zincirinin kurulması, yani kamu tekelinin bittiği noktadan itibaren özel sektörün devreye girebileceği bir ekosistemin oluşturulmasıdır.

Abone Üye Membership Required

İçeriğin detaylarına yalnızca üyeler erişebilmektedir.

Üyelik Girişi

Abonelik işlemleriniz için genar@genar.com.tr eposta adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.  

Görüşlerinizi Önemsiyoruz

Sizlere daha iyi hizmet verebilmek için fikir ve önerilerinizi paylaşabilirsiniz.

Paylaş

error: İçeriklerin izinsiz olarak kopyalanması engellendi.