Bu yazı, Türkiye siyasetinde son dönemde beliren bir eğilimi ele alıyor: dış politika ve güvenlik meselelerinde ulusal çıkar ve stratejik öncelikleri merkeze alan yaklaşımın iktidar blokunu aşarak muhalefet tabanlarına yayılması. Yazının temel savı, bu millîleşme eğiliminin artık belirli bir siyasal aileye ait olmaktan çıkıp siyasetin farklı kesimlerinin üzerinde buluşabildiği ortak bir zemine dönüştüğüdür. Bu hâliyle Türkiye’deki dönüşüm, Avrupa’da ağırlıkla aşırı sağ hareketler tarafından ve göç ile kimlik üzerinden kurulan millîleşme söyleminden ayrışıyor. Yazı, dönüşümün kökenini küresel düzendeki değişimde ve Suriye iç savaşının Türkiye’ye yaşattığı ittifak tecrübesinde arıyor; Batılı güçlerin her birinin kendi stratejik çıkarlarını öne almasını da bu eğilimi besleyen bir etken olarak değerlendiriyor. Bu çerçevede Türkiye’nin NATO ile ilişkilerini muhafaza ederken Rusya ve diğer küresel güçlerle de dengeli bir hat kurması, çok yönlü diplomasinin belirgin bir örneği olarak ele alınıyor. Metnin ikinci bölümü, yeniden yapılanma sürecindeki üç partiyi inceliyor. Altılı Masa döneminde küresel sisteme umut bağlayan CHP’nin yerlileşme yönünde bir çizgiye geçtiği, henüz kuruluşunu tamamlamamış olan Yeni Parti tabanının millî meselelerde Cumhur İttifakı tabanından kopuk olmayan bir tutum sergilediği, DEM Parti’nin ise Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte kendisini “Demokratik Türkiye Hareketi” fikri üzerinden yeniden tanımlama arayışına girdiği aktarılıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun küresel güçlere mesafe koyan sözleri ile Mansur Yavaş’ın Külliye ziyaretinin ardından yaptığı açıklama, CHP tabanındaki bu kaymanın örnekleri olarak veriliyor. GENAR’ın Eylül 2026 araştırmasına göre DEM Parti’nin dönüşümüne toplumun %24’ü olumlu bakarken DEM Parti seçmenlerinde oran %80’e çıkıyor. Türkiye’nin stratejik adımlarına verilen destek ise Kıbrıs’tan Somali’ye uzanan başlıklarda geniş bir tabana yayılıyor; en düşük destek alan seçenek “Türkiye’nin Somali’deki varlığı” bile kamuoyunda %60 oranında karşılık buluyor. Yazının son bölümü, muhalefetteki yeniden yapılanmanın seçmen tercihlerine yansımasını ele alıyor. Eski CHP tabanının yaklaşık %70 Yeni Parti, %30 CHP biçiminde bölünme eğilimi sürerken aktör paylaşım süreci henüz tamamlanmadı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa ederek bağımsız hareket etmeyi tercih etmesi ise muhalefetin adaylık denklemini yeniden açan bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Abone Üye Membership Required
İçeriğin detaylarına yalnızca üyeler erişebilmektedir.