Türkiye toplumu, dünya görüşü ne olursa olsun çeşitli değerlere sahip ve bu değerlere karşı hassas bir toplumdur. Söz konusu değerlerin mizah malzemesi yapılması, toplumun her kesimi tarafından hemen hemen eşit oranlarda reddedilmektedir. Temmuz 2026 saha araştırmamıza göre katılımcıların %81,8’i dinî değerlerin mizah malzemesi olmasını istememektedir; bu oran 18–24 yaş grubunda %77,1’e, yüksek tahsilli katılımcılarda %74,5’e inmektedir. Yani en düşük hassasiyet gösteren kesimlerde bile dörtte üçlük bir çoğunluk aynı yönde tutum almaktadır. Buna ek olarak toplumun mizah ile alay etmek arasında kurduğu ayrım dikkat çekicidir: Sosyal hayatta önemli görülen değerlerle alay edilmesini onaylayanların oranı yalnızca %8,7’dir. Alay edilmemesi gereken değerlerin başında %95,4 ile aile kurumu gelmekte, onu millî değerler (%91), dinî değerler (%86,8) ve Atatürk (%85,8) izlemektedir. Kimlik bağlamındaki değerlerde de hassasiyet yüksektir: etnik köken %71,8, tutulan takım %71,4, siyasal görüş %62,4. Mizaha düşkün bir toplum olarak bilinen Türkiye toplumunun mizah talebi ise bireylerin hassasiyetlerine dokunmayan ve soyut kalınabilen alanlara yöneliktir. Özellikle spor, sanat ve siyaset, mizah yapılması uygun görülen başlıca alanlardır. Buna karşılık devlet, aile, etnik köken, Atatürk, millî değerler ve din bu kapsamın dışında tutulmaktadır. Araştırmanın ortaya koyduğu bir başka ayrım, toplumun siyaset ile devleti farklı kategoriler olarak görmesidir. Saha araştırmamızın çapraz okumaları açıkça ortaya koymaktadır ki Türkiye toplumu sosyal hadiselere ezberlenmiş kalıplardan yahut analojilerden ziyade gerçekçi bir pencereden yaklaşmaktadır. Bu gerçekçi bakış açısının merkezinde ise toplumsal gerilim alanlarını en aza indirerek huzursuzluk çıkması muhtemel vesileleri ortadan kaldırmak vardır. Özetle Türkiye toplumu, mizaha karşı toleranslı ve talepkâr bir toplum olsa da huzursuzluk çıkmasından ve toplumsal gerilimlerin meydana gelmesinden endişe duyar. Temmuz 2026 gündemine oturan komedyen Deniz Göktaş dosyası vesilesiyle yürütülen tartışmaların da saha verisinde doğrudan bir karşılığı bulunmadığı, siyasal yelpazenin hemen her kesiminin hem dine hem Atatürk’e aynı ölçüde hassasiyet gösterdiği görülmektedir.
Abone Üye Membership Required
İçeriğin detaylarına yalnızca üyeler erişebilmektedir.